_uacct = "UA-134211-3"; urchinTracker();



Yanar, yanar.. yanarım, söndürülmekten korka korka.... Titrek titrek....yanarım. - Blogcu
MasMavi Şifa Veren

Yanar, yanar.. yanarım, söndürülmekten korka korka.... Titrek titrek....yanarım.

MasMavi Şifa Veren

Mayıs 9, 2008 - I Miss You - Klymaxx

Kategori: BLUE LOVE

I Miss You

I thought I heard your voice yesterday
When I turned around to say
That I loved you than I realized
And it was just my mind
Playing tricks on me
It seems colder lately at night
And I try to sleep with the lights on
Everytime when the phone rings
I pray to God it`s you
I just can`t believe
That we`re thought

I miss you (I miss you)
There`s no other way to say it
And I, and I can deny it
I miss you (I miss you)
It`s so easy to see

I miss you and me
Is it done and over this time?
Have we realy changed our minds
But it`s other`s love
All the feelings that we used to share
I refused to believe
That you don`t care

I miss you (I miss you)
There`s no other way to say it
And I, and I can deny it
I miss you (I miss you)
It`s so easy to see

I`ve got together my senses to get there
I`ve been through worse kinds of weather
If it`s over now, be strong
Can`t believe that you`re gone
I got carry over

I miss you (I miss you)
There`s no other way to say it
And I, and I can deny it
I miss you (I miss you)
It`s so easy to see

That you`re part of me now...

Bağlantı

Nisan 25, 2008 - Boat On The River

Kategori: LOVE_IN_BLUE

Styx - Boat On The River


Take me down to my boat on the river
I need to go down, I need to come down
Take me back to my boat on the river
And I won't cry out any more
Time stands still as I gaze In her waters
She eases me down, touching me gently
With the waters that flow past my boat on the river
So I won't cry out anymore

Oh the river is deep
The river it touches my life like the waves on the sand
And all roads lead to Tranquillity Base
Where the frown on my face disappears
Take me back to my boat on the river
And I won't cry out anymore

Oh the river is wide
The river it touches my life like the waves on the sand
And all roads lead to Tranquillity Base
Where the frown on my face disappears
Take me back to my boat on the river
And I won't cry out anymore
And I won't cry out anymore
And I won't cry out anymore

Bağlantı

Nisan 16, 2008 - Rain - by José Feliciano

Kategori: LOVE_IN_BLUE

 

Rain - by José Feliciano

 

Listen to the pouring rain

Listen to it pour,

And with every drop of rain

You know I love you more

Let it rain all night long,

Let my love for you go strong,

As long as we're together

Who cares about the weather?

Listen to the falling rain,

Listen to it fall,

And with every drop of rain,

I can hear you call,

Call my name right out loud,

I can here above the clouds

And I'm here among the puddles,

You and I together huddle.

Listen to the falling rain,

Listen to it fall.

It's raining,

It's pouring,

The old man is snoring,

Went to bad

And bumped his head,

He couldn't get up in the morning,

Listen to the falling rain,

listen to the rain

Bağlantı

Nisan 15, 2008 - LEYLÂ İLE MECNÛN 03

 

BU, ASLAN'IN ADININ DELİYE ÇIKTIĞIDIR

 

Aslan, sevdaya düşmüş, Leylâ'ya vurulmuş, bu yüzden hasta olmuştu. Ama yine de her sabah okula gidince Leylâ'y1 görüp Üzünçten kurtulurdu. Sevgilisinin güzelliğini örnek alıp yazmaya başlayınca dünyanın bütün dertlerini üstünden atardı.

 

Bir sabah yine her zamanki gibi sevgilisine kavuşmak isteğiyle her günkü yolu tutarak güle oynaya okula geldi. Bir de ne baksın, cennette huri yok. Gün doğmuş ama ortalık aydınlık değil. O günü akşama dek güneşsiz geçti.

Okul ona zindan kesildi. Dönek feleğin bir oyununa geldiğini anladı. Herhalde ilin günün, şunun bunun kötü sözleri yüzünden o gülün yoluna diken düşmüştü. Umutsuzluğa kapılarak ah vah etti. Kendi kendine dedi ki:

 

"Ey felek! Neden bana kıydın? Sana ne yaptım ki canıma susadın? Neden sevgilimin yolunu kestin? Ben isteğime ulaşayım derken sen bana engel oldun. Neden? Suçum nedir, anlat bana! Önceleri bana güler yüz göstermiştin. Beni sevgilime kavuşturup mutlu etmiştin. Ya şimdi neden döneklik, terslik ediyorsun? Bir gün tanyeri ağarırken gönlümün yangınıyla ah çekip gök kubbeni ateşlere vereceğimden, böylece ayrılık ateşinin ne olduğunu sana da göstereceğimden hiç mi korkmadın ?"

 

Aslan, ayrılığın tutsağı olmuştu. Daha pek çok gün okula geldi. Ağlayıp sızladı. Okuldakiler de onun yüzünden her gün akşama dek tedirgin oluyorlardı. Geceleri de ağlayıp inleyerek sevgilisine sesleniyordu:

 

"Ey göz aydınlığı! Ey gönül sevinci! Sensiz gözümün ışığı yok oldu. Önceki o yakınlığın neydi, ya şimdi bu ayrılığın nedir? Önceleri neden beni kendine bağlayıp esrik ettin de, şimdi neden beni baş ağrıları içinde seni bekler, yolunu gözler bıraktın? İnleyen gönlüme ayrılık ateşi saldın. Gözlerim Özlem yaşlarıyla doldu. İçimin ateşi yana yana akşam alacasının yangını gibi göklere yükseldi. Ben böyle bir günümde arkadaş bile istemiyorum, hayalini de al benden ! Özlem şarabıyla başım dumanlı, ayrılık şaşkınhğıyla kendimi şaşırdım. Tasalarını da bende bırakma, açığa vurup herkese söylemekten korkuyorum. İstediğini yapıp yapmamak bir esriğin elinde mi, şaşkına nasıl güvenilebilir ? Senin tasalarının yolunda candan oldum, ama bu gel-geç dünyanın karışıklıklarından da kurtuldum. Senin verdiğin zevk bana sonsuz içkiyi, ölümsüz sevinci tattırdı. Ölüm bile gelse benim nemi alacak? Bende can yok ki... Aha alsa kaygıları alır. Sıkıntılı gecelerin ışığıyım. Gönül havasının yeline kapılmışım. Başımdan olurum da aşkımdan olmam.

Kaygılar içre ağladığım, ayrılık ateşiyle yandığım bugünler de yaşam kitabıma yazılacaksa, böyle bir hesap aldatmaca olur. Çünkü sensiz günlerimi yaşadım saymıyorum. Günü gün yapan güneştir; hesap buna göre yapılır. Güneşimin görünmediği güne ben gün diyemem, benim hesabım işte budur. Ama neyleyeyim ki gönül derdinden bir anlayan yok... Söyledikçe derdim artar eksilmez; sanki bir ateş de yel estikçe yalımları daha çoğalıyor."

 

Sonunda bu sevi tutsağı çok utanılacak durumlara düştü. Adı Aslan'ken ona Mecnun denildi, yani adı deliye çıktı. Tasalar, kaygılar onu tüm değiştirdi.

 

Yanık sevi şiirleri söylemeye başladı. O günlerdeki bir şiirinde şöyle diyordu.

 

Leylâ olmazsa yoktum Leylâ varsa, ben vardım

Leylâ benden kaçtıkça  Leyla'ya daha vardım

 

Ben beni bulmak için çöle vurdum kendimi

Yolun gösterir diye her rüzgâra uyardım

 

İçimin yangınıma su diye koştum çöle

Çöle varıp çöl oldum çığlık çığlık yakardım

 

Boşuna bu çığlığım ben benden kurtulamam

Bana benden başkası kimse edemez yardım

 

Damlayan su, mermeri zamanla elbet oyar

Göz yaşımla adını sert bağrıma oyardım

 

Sarıl kollarım sarıl sarıl kendi kendine

Leylâ bende oldukça ben kendimi sarardım

 

BU, LEYLÂ'NIN MECNUN'U GÖRDÜĞÜDÜR

 

Yeryüzünü aydınlatan ilkyazın her şeye bolluk, gürlük verdiği bir gündü. Gül, yüzünden örtüyü atmış, bülbül inleyen şarkılarına başlamıştı. Lalelerin kadehleri çiyle dolmuştu. Taze yeşillikler, çiçekler, güller, renk renk değerli taslar gibi parlıyordu.

Candan bağlı arkadaşları Mecnun'un durmadan ağlayıp inlediğini görünce, ona şöyle dediler:

 

"Güller açılmışken sen böyle üzgün durma ! Bu mevsimde insan sıkıntılardan uzak kalmalı, mutlu olmalı. Bulut değilsin ki ağlayasın, sel değilsin ki çağlayasın... Gül gibi göğsünü yırtma, çimen gibi yerlere serilme! Gel, kırlara çıkıp şarap içelim. Böyle güzel bir zamanı tasalı geçirme! Hadi, bizi kırma da, biraz gez dolaş. Kendini kapıp koyverme böyle. Geçmişi unut. Yazık değil mi sana... Dünya hep böyle kalmaz ya, olur da isteğin çiçek açar, hiç umudunu kırma! Bak, ilkyaz gelip geçiyor, belki sevgilin de gelir..."

 

Mecnun, arkadaşlarının sözlerine uyarak gezip dolaşmak için kırlara çıktı. Ağlaya ağlaya dolaşıyor, her yanı şaşkınlık içinde geziyordu. Kimileyin bitkilere derdini döküyor, kimileyin lalelere yalvarıyordu. Sevgilisini görmüşse anlatsın diye menekşeye içini döküyordu. Onu da kendisi gibi tutkun sanıp lalenin ayağını öpüyor, yarasına yüzünü gözünü sürüyordu. Nergisin yüzüne baktıkça sevgilisinin gözlerini anımsıyıp ah ediyordu.

Bülbüllere halini anlatıp kumrulara usancını söylüyordu. Her yeni çiçek gördükçe ah çekip inliyordu. Uğrak uğrak gezip dururken birdenbire yolu, sevgilisinin gezip dolaştığı yere düşmez mi! Leylâ, peri yüzlü arkadaşlarıyla birlikte, Mecnun'dan önce oraya gelmiş, güller, laleler üzerine gölgesini salmıştı. Yemyeşil çimenler üzerine bir yeşil çadır kurmuş, sanki çimenlik içinde ay haleye bürünmüştü.

 

Karşılaştıklarında, çelik mermere çarpınca nasıl ateşlenirse.işte öyle oldular. Sanki ikisi, bir saza takılmış iki teldi. Ağlayıp inlemeye başladılar. Leylâ, Mecnun'a bakınca sevindi, Mecnun Leylâ'yı görünce tutuldu. Mecnun' un aklı başından gidip o ay yüzlüye bi kez bile bakamadı. Gölge gibi yere serildi. Leylâ'nın da aklı başından gidip baktığını görmez oldu. Hayranlığı o kerteye geldi ki, olduğu yere düşüp kendinden geçti.

 

Yüzüne gülsuyu serpip Leylâ'yı ayılttılar. Her yandan koşup gelen arkadaşları ona dediler ki:

"Bir yabancıyla görüşüp söyleştiğini, ona tutkun olduğunu anan baban duyarsa sonu iyi olmaz. Böyle davranmak sana yakışmaz. Sen ona iyi gözle bakmış bile olsan kötü görülür. Bize de, sana da bundan zarar gelir."

 

Arkadaşları, çadırı, yaygıyı toplayıp kaldırdılar. Olanları ana-babası duymasın diye o ay yüzlüyü zorla evine götürdüler. Bu serüvenden hiç kimseye bir şey söylemediler.

 

Mecnun bir de kendisine geldi ki, donmuş kaskatı kesilmiş. Sevgilisi görünürlerde yok. Perinin gittiğini, o güzelin kendisini koyup yittiğini anlayınca üstünü başını yırtıp paralayarak çığlık çığlığa haykırıp ağlamaya

başladı. Giysilerinden soyundu. İçi yanıyordu. Ahinin dumanı başına vurdu. Dondan gömlekten soyundu. Onun gibi bir dert şehidine giysiler kefen sayılırdı. Kefene bürünmekten utanç duydu. Ayaklarına bağ olur diye

ayakkabılarını da çıkarıp attı. Özür dileyerek yanındakilere dedi ki:

 

"Ey bana nicedir arkadaşlık, yoldaşlık edenler! Aşkın saldırısı artık sel oldu, beni boğdu. Sizler de bu ateş selinde yanmamak için benim gibi bir hastanın yanında durmayın. Ben sevda ateşine yandım. Cana düşen bu ateş, sonunda elbet tutuşup yalazlanacaktır. Başımdaki belayı kolay sanmayın. Sizler de benim ateşime yanmayın! Ateşimden size bir kıvılcım sıçramasın, bir kor düşmesin. Bir yararım olmadı, hiç olmazsa zararım dokunmasın. Bu sevi, dünyamı kararttı, beni zincire vurdu. Ben bir kuşum, yuvamdan uçmuşum, artık evi ocağı unutmuşum. Bana evden söz etmeyin, oralara hiç gidesi değilim. Babam, size benim nice olduğumu sorarsa, ona giysilerimi yok ettiğimi, kara bahtıma uyduğumu söyleyin.

 

Ey zavallı babam, artık oğlundan umut kes! Başına gelen bunca belayı benim yüzümden bilme! Ben bu dünyanın bunca karışık, bu denli üzünçlü olduğunu bilmezdim. Dünyaya gelmeden önce ne dert, ne üzünç biliyordum. Bilmezlikle mutluydum. Düşlerimde ne aşk, ne güzellik vardı. Baba, benim varlığıma sen aracı oldun. Bolluk, gürlük görmeme sen engel oldun. Benimle mutlu olacağını ummuştun. Ne yazık ki, umudun boşa çıktı. Ben yok oldum, artık sen var ol. Kendine benden başka bir oğul um! Ben kendi isteğimle senden uzaklaşmadım, beni bağışla sevgili babacığım. Büyük bir bağlılıkla sana erişmek için çok uğraştım, ama özlem gözyaşları yolumu kesti, mihnet dikenleri engel oldu."

Mecnun, derdini şu şiirle dile getirdi:

 

Aklı bi yana koydum ne yarınım dünüm var

Sakın Öğüt verme ki o saçmadan benim  var

 

Us denenden  arındım giysilerden soyundum

Zamanın dışındayım ne gecem ne günüm var

 

Şaşkınlar şaşar bana oysa kıblem bellidir

Leylâ'dan özge değil benim bi tek kıblem var

 

Yabancı çöllerdeyim yabanıl illerdeyim

Yanım yörem Leylâ'dır başka ne düşünüm var

 

Sanma kendim istedim yarım kalmak kendimden

Leylâ derler adına benim de bütünüm var

 

Çok şükür dünya bilir adım geçer her yerde

Aşk yolunda serseri böyle büyük ünüm var

 

 

LEYLÂ İLE MECNÛN 04'ün konusu;

BU, BABASININ MECNUN'U ÇÖLDE GÖRDÜĞÜDÜR

Bağlantı

Mart 30, 2008 - LEYLÂ İLE MECNÛN 02

BU, LEYLÂ'YI ANNESİNİN AZARLADIĞIDIR

 

Zavallı Aslan bir süre düşünceli, sakına sakına davrandı. Ama kaçgöçlü sevginin tadı olmaz. Sevi alanında sakınmanın yeri yoktur. Aşkla iki yüzlülük uyuşmaz. Bu yüzden de sevenler elbet kınanır. Çok geçmeden onların da birbirlerini sevdikleri duyuldu. Aşkları dile düştü. Bu serüven ortalığa yayıldı: Aslan, Leylâ'nın tutsağı olmuş. Leylâ da Aslan'a gönül vermiş...


Söylentiler yayıldıkça yayıldı. Sonunda Leylâ'nın annesinin kulağına dek gitti. Kadın ateşlere yandı, yaslara boğuldu. Çok kızdı. Leylâ'ya ateş püskürdü. Her sözünden ateşler saçılıyordu. Leylâ'ya dedi ki:

"Hoppa! Nedir bu dedikodular! Nedir senin için söylenen bu kötü sözler? Neden iyi adını kötüye çıkarıyorsun? Kötü ağızlılar seni ne diye kınasınlar! Bir lale gibi güzelsin ama  neyleyeyim  ki  yüzün  açık...  Ağırbaşlı  ol!  Delişmenlik  etme! Sanki sende  yansıyormuş   gibi her yüze bakma  her  gördüğüne  su  gibi   akma!   Ne ayna   gibi katı  yüzlü,  ne  nergis  gibi  baygın  gözlü  ol!   Can gibi gözlerden  gizli kalmalısın,  yoksa  sana  canım demenin hiçbir anlamı kalmaz. Taş bebek gibi süslenme! Pencere gibi yolları gözleme! Kadeh, gibi ellerde dolaşmayı kendine yasakla! Kötüden, kötülükten kendini akla! Gölge gibi her yere yüz sürme! Herkesle söyleşip gezip dolaşma! Senin aşka düştüğünü, yabancıyla gönül eğlediğini söylüyorlar. Bir oğlan âşık olsa şaşılmaz, ama kıza âşıklık hiç yaraşmaz! Ah gözümün ışığı, utanç yaman olur, sonu aman olur. Sakın, namusumuzu lekeleme! Büyüğü, küçüğü, bizi herkes tanır, bilir, Her yerde adımız iyidir. Aman bir yüz karamız olmasın. Sonra nasıl insan içine çıkarız? Hadi de ki, ben sana kıyamam, ya bir de baban duyarsa, seni cezalandırmaya kalkarsa, ne yaparsın? Gel, bundan sonra okula gitme! Artık ananı, babanı okul bil. Herkesle düşüp kalkmak güzel değil. Anka gibi bir yana çekil! öyle davran ki, gözlerden uzaklaş, ama dillerde dolaş! Kızını gizli tutana ne mutlu! Kız demek giz demek..."

 

Bu azarlamalardan sonra dünya başına yıkıldı Leylâ'nın. Kavuşma günlerinden sonra ayrılık günlerinin gelip çattığını anlayıp yandı. Umarsız kaldı. Hiçbir şeyden habersizmiş gibi davrandı. Olup bitenleri bilmezden geldi. Ağlaya ağlaya, güzel yüzü göz yaşlarıyla ıslanarak annesine şöyle dedi:

 

"Kadın anam, benim dünyada en yakınım olan! Öyle sözler söyledin ki, ne demek istediğini hiç anlamadım. Söylediklerinin anlamını bile bilmiyorum. Seviden, sevgiliden söz ediyorsun; bunlar ne demeye gelir, hiç bildiğim yok. Bana aşkın adını bile anan olmadı. İşte şimdi ilk senden duyuyorum. Tanrı adına söyle, anlat bana anneciğim, aşkın anlamı nedir, Öğret bana, bu gizi açıkla! Bana yol göster, gizliyi önüme ser! Okula da ben kendi isteğimle gitmiyorum. Senin isteğine aykırı hiçbir iş görmüyorum. Hem kendin bana, okula git diyorsun, hem de şimdi, sakın gitme diyorsun. Hangi dediğine kanayım, hangi sözüne inanayım? Okulun kalabalıklığı, sıkıntı içinde zamanın geçmesini bekleyip durmak, oturup kalmak, sonra öğretmenin boyuna azarlamalarına katlanmak bana da zor geliyor. İnan ben de okula gitmek istemiyorum. Ne olur, bir daha söyleme böyle sözler de, benî de üzme..."

 

Annesi, Leylâ'nın sözlerine inanıp, yakınmaktan, kızını azarlamaktan vazgeçti. Söylentilerin gerçek olmadığına inandı. İkircimden kurtuldu, böylece avundu. Leylâ da, umarsız, evde kalıp oturdu. Ama üzünçten dünyası karardı. Umutlu gönlü karalar bağladı. Güzel gözlerinden inciler döküldü. Âh eder dururdu. Ama neye yarar, soluğunun yeli gönlünün goncasını açamazdı. Gözyaşları dökerdi ama içinin umudu yeşermezdi... Saçlarının perçemleri gibi kıvır kıvır kıvranmaya, çektiği acıdan yanmaya başladı.

 

Acılı özlemler içinde sevgilisi Aslan'a şöyle sesleniyordu:

 

Tutsak oldum bir yandan ayrılık öbür yandan
Ayrılan benim benden tendir ayrılan candan

 

Sevgi ulaşılamaz bir çevren çizgisiymiş
Ne yapsam ayrılamam benden uzaklaşandan

 

Kimseler yok kurtulmuş kaçıp kendi kendinden
Sana tutsak olaydım kurtulup bu zindandan

 

Ey rüzgâr gidip söyle Leylâ'nın hali böyle
Gözlerim görmez oldu gözümden akan kandan
 
Düşlerde değil artık gerçekten görsem seni
Sevince dayanamam ölürüm heyecandan

 

Çıksa canım tenimden ancak bu acı biter
Bir haber gelsin yeter Leylâ'sına Aslan'dan

 

Leylâ çok acı çekti. İçi daraldı. Canı bunaldı. Sonunda hasta oldu. Ne derdini saklayabiliyor, ne kimselere anlatabiliyordu, ne de bir dert ortağı vardı. Üzünçten lamba camı gibi inceldi. Düşler kurup üzünç içinde ahlar çekerek bağrına taş basıp dayandı.

 

Bağlantı

Mart 24, 2008 - LEYLÂ İLE MECNUN 01

LEYLÂ İLE MECNÛN -  AZİZ NESİN

 

İnsan bilirse, söz can demektir. Sözü kavramak,
insan başka bir can verir, derler. Bugün ölülere
 can verdik. kötü bir şey mi bu?
Leyla ile Mecnun'u anarak ruhlarını şad ettik.

 

FUZULÎ

 

BU, ASLAN'IN DÜNYAYA GELDİĞİDİR

 

Bir zamanlar, Bağdat ile Basra dolaylarındaki oymakların, urukların başkanı olan bir kişi vardı. Bütün erdemleri kendisinde toplamış, iyilikte eşi, benzeri olmayan bir insandı. Kimileyin Bağdat'ta, kimileyin Basra'da otururdu. Belli bir yerde sürekli kalmaz, sık sık gezerdi. Daha çok su başlarında konaklar kurar, uruğu ile birlikte oralarda eğlence içinde yaşardı. Hangi uğrağa yolu düşse, oymağının kara çadırları kurulunca çöl, menekşeliğe dönerdi. Malı, parası çoktu, ama bir mirasçısı, ölse yerini alacak bir oğlu yoktu.

Adını sürdürecek çocuklarını kendi yerine bırakabilen insanlara ne mutlu!


Kısacası, oymakların beyi, urukların en erdemlisi olan o güzel yüzlü koca adam da kuşağının sürmesi için bir çocuğu olmasını istediğinden bu yolda her umara baş vurdu. Gitmedik hekim, almadık ilaç bırakmadı. Adaklar adadı, Tanrı'ya çok yalvarıp yakardı. Sonunda duaları etkisini gösterdi, dileği yerine geldi. Yanağının güneşiyle yeryüzünü süsleyen ay parçası bir oğlu doğdu. Anası, babası öyle sevindiler ki, yoksullara paralar saçtılar.


Çocuk yeryüzüne gelir gelmez, sanki sonunun nasıl olacağını bilmiş gibi haykırmaya başladı. Son gününü ilk gününden görerek inleyip ağladı. Sanki, "Üzünçsüz kişi olmaz. Kim bu yaşam tuzağına tutsak düşmüşse, sürekli üzünçlere dayanması gerekir." demek istiyordu.

 

Doğmak mı bu ne
Bu yeryüzüne
Bellidir yönüm
Görüp son günüm
Boyna haykırdım
Direnci kırdım
Gelmişiz bi kez
Geri dönülmez
Dayanmak gerek
Hep yanmak gerek
Evet güçsüzüm
Bir dinle sözüm
Ey acı dünya
Cefacı dünya
Tüm dertleri al
Yüreğime sal
Tek diyeceğim
Senden dileğim
Şarap kan olsun
Kasdı can olsun
Öyle içki sun
Hep ağu olsun
Sende üzünç çok
Gördüm sevinç yok
Aşkı yasak et
Aşka tutsak et
Çok olup tasam
Kendim unutsam

 

Dadısı onu yıkayıp kandan arıtarak kundakladı. Başkanlarının oğlu oldu diye bütün uruklar, bütün oymaklar sevinmişti. Çocuğun adını Aslan koymuşlardı. Dadısı ona canla başla bakıyor, iyi yetişmesi için elinden geleni, her gerekeni yapıyordu. Gelgelelim, her ne yapılsa çocuk bi türlü kıvanmıyor, durmadan ağlayıp haykırıyordu. Süt içse kan içti sanıyordu. Ne yapılsa avutulup oyalanmıyordu.

 

Başa çıkamayan dadısı, oyalansın da sussun diye bir gün onu gezdiriyordu. Evlerden birinden bir kadın, çocuğu görüp ilgilendi. Acıdığından çocuğu kucağına aldı. Aslan, kadının güzelliğine bakıp ağlamayı kesti. Çok mutlu görünüyordu. Kadının kucağındayken hep güldü. Kadın, kucağından indirince de yeniden ağlamaya başladı. Dadı, işin içyüzünü anlamıştı. Güzel kadını, eve getirdi. Kadın, Aslan'ın yanında, evde kaldı. Aslan, kadına alıştı, onunla kaynaştı. Artık anasını da, dadısını da aramaz oldu. Bilenler işi anlamışlardı: Çocuktaki bu erinçlik, bu hoşluk, sevinin ilk belirtileriydi.

 

Aslan, dadısının eğitimi altında günden güne gelişerek büyüdü. Zaman çabuk geçiyordu. Aslan'a öyle bir sünnet düğünü düzenlendi ki, ülkenin bütün ileri gelenleri, soyluları düğüne çağrılmıştı. Babası bu sünnet düğünü için o denli çok gümüşle altın saçmıştı ki, koca adamın yoksul düşeceği korkusuna kapılanlar bile olmuştu.
Sıra Aslan'ın öğrenimine gelmişti. Gereken' hazırlıklar yapıldıktan sonra Aslan'ı okula verdiler.

 

BU, ASLAN'IN LEYLÂ'YA TUTKUNLUĞUDUR

Okulda, kız-erkek karışık okuyordu. Aslan'ın okul arkadaşları arasında melek güzelliğinde kızlar vardı. Melek gibi kızlarla iyi yürekli oğlanlar bir arada olunca okul da cennete dönüyordu. Kızlar baygın bakışlarla göz süzüp cilvelendikçe oğlanlar buna nasıl dayansın!


Kızlardan biri, bir peri, Aslan'la ilgilendi. Aslan da o periye ilgi duydu. Kız öyle tapılası, eşsiz bir put ki, yüzünü görünce Aslan'ın aklı başından giderdi. Dalgalı saçları lüle lüle, düğüm düğüm, sanki insanın boynuna takılmak için bir bela zinciri... Güzellikte eşsiz bir çift yuvarlak kaş. Her kirpiği kan dökücü bir ok. Kapkara gözlerine sürme çekmeyi gereksiz bulur. Gamzeli yanağına allığın katacağı hiçbir renk yok. Al dudakları arasında görünen inci dişleri, gül yaprakları arasına çiy tanecikleri dizilmiş gibi durur. Konuşmak için dudaklarını açınca nerdeyse ölülere can gelecek. Sanki bir ışık denizinde balık... Sahan bakışlı, ahu gözlü, şirin huylu, selvi boylu, ince belli, tatlı dilli, tam tapılası bir put... Herkes yöresinde dolanıp duruyor. Herkes ona tutkun. Adı, Leylâ. Baştan ayağa gülüş...

 

Aslan, daha görür görmez Leylâ'ya vuruldu. Büyük bir istekle onun derdine düştü. Leylâ da Aslan'ı görünce yanıp tutuştu, kendinden geçti, onun tutkunu oldu. Baktı, eşi benzen olmayan yakışıklı bir genç... Ay yüzü sanki bir ışık pınarı. Ayağının altındaki toprak, cennet kızlarının gözlerine sürme olsa değer. Selvi boylu, yasemin kokuşlu...

 

Birbirlerine tutuldular. İstek sarhoşluğuyla ikisi de bir kadehten zevk şarabını içti. Bela burgacında boğuldular, bir oldular, aralarında hiçbir ayrım kalmadı. Eskiden birbirlerine aykırı düşen davranışları bile aynı oldu. Bir tende iki can gibiydiler. Kim Aslan'a bir şey sorsa, Leylâ' dan ses gelirdi. Kim Leylâ'ya seslense, Aslan cevap verirdi. Tam bir bağlılıkla aralarındaki sevgi gittikçe artıyordu. Kitap okumak istese, Leylâ'nın kitabı Aslan'ın yüzü olurdu. Aslan yazı yazacak olsa, örnek diye Leylâ'nın kaşına bakardı. Yazı üzerine tartışırlardı. Ama ne tartışma, sonunda hep anlaşmayla sevişmenin son sınırına varırlardı.

 

Uzun süre neşe içinde yaşadılar. Ama aşk saklı kalamaz. Aşka düşen kendini tutamaz. Aşk ateşi belirir belirmez, kınama yalımları da baş gösterir.

Leylâ ile Aslan'ın sevgiden duydukları coşku o kerteye varmıştı ki, artık akıl yolunu göremez, aklın sözünü duyup işitemez olmuşlardı. Artık sevgilerini söylemeye ikisinin de dillerinde derman kalmamıştı. Kaş, göz işaretiyle anlaşıyorlardı. Biri gözleriyle sorarsa öbürü başıyla cevap veriyordu. Gözle kaşla konuşmaları da başkalarının kötü sanılarını gideremedi. Onların askıyla başkalarının kınamaları bir arada sürdü. Bu durum iki sevgilinin de gözünden kaçmadı. Onları kınayanlar arttıkça onlar da sakınarak davranmaya başladılar. Gizleri bilinmesin diye ancak bahaneler uydurarak konuşabiliyorlardı. Aslan, dersini unutmuş gibi yaparak Leylâ'ya gider,

 

"Çalışmaktan çok yoruldum. Sen daha iyi biliyorsun. Gel, şu bilmediklerimi bana öğret. Ben okuyayım da sen bir dinle..." derdi.

 

Aslan bile bile yanlış yazardı ki, Leylâ gerçekten yanlış sansın da gülsün, gül yüzünde güller açılsın... Öbür çocuklar yüksek sesle derslerini okumaya başlayınca Aslan da sevgilisine düşüncelerini açar, içini döker, bu gürültüde söylediklerini başkaları anlamazdı.

 

Okuldan çıkışta onunla buluşmak için hileler düşünürdü. Kitabını yitirmiş gibi yapar, Leylâ'nın yoluna çıkarak, "Kitabımı gördün mü?" diye sorardı. Böylece bir an için bile olsa Leylâ ile konuşup mutlu olmak isterdi. Durmadan sevgilisinin adını yazdığından defterinin yapraklan, Leylâ, Leylâ diye yazılarla doluydu.

Bağlantı

Şubat 25, 2008 - You've got a friend

Kategori: BLUE LOVE

Artist: Carol King
Song: You've Got A Friend


When you're down in troubles
And you need some love and care
And nothing, nothing is going right
Close your eyes and think of me
And soon i will be there
To brighten up even your darkest night

You just call out my name
And you know wherever I am
I'll come running to see you again
Winter, spring, summer or fall
All you got to do is call
And I'll be there
Yes I will
You've got a friend

If the sky above you
Grows dark and full of clouds
And that old north wind should begin to blow
Keep your head together
And call my name out loud
Soon you'll hear me knocking at your door

You just call out my name
And you know wherever I am
I'll come running to see you again
Winter, spring, summer or fall
All you have to do is call
And I'll be there
Ain't it good to know that you've got a friend

When people can be so cold
They'll hurt you and desert you
And take your soul if you let them
Oh, but don't you let them

You just call out my name
And you know wherever I am
I'll come running to see you again
Winter, spring, summer or fall
All you have to do is call
And I'll be there
You've got a friend

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

My Lovely Blue Hearts
BİR ÂSUMANÎ MUM
MASUMANE YANIYOR

Hosted by Mavimum

Jeanny - Falco


HASMAVİ

... Mavimum. ... Bir titrek mumdur aşıkın adı, korka korka,titrek titrek, için için yanarım. Hasret, aşıkı yakandır. Zevkedilenin tadı... yamandır.. Mavidir, hasmavidir sevilenin adı... mecnunlardan ileridir, mavimumun sana olan temiz aşkı...

Hosted by Mavimum

SON MAVİLER

I Miss You - Klymaxx
Boat On The River
Rain - by José Feliciano
LEYLÂ İLE MECNÛN 03
LEYLÂ İLE MECNÛN 02
LEYLÂ İLE MECNUN 01
You've got a friend
Dünyanın en güzel kızına bir sıcak mum damlası... hem de mavisinden
HÜZNÜM OLMAZDI SENDEN ÖNCE
That's What Friends Are For

AÇIK MAVÎLER

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

HAS MAVÎLER

  • ALINTILAR
  • BLUE LOVE
  • GERCEK ASIKLAR
  • HAKiKi_ASK
  • LEYLA_iLE_MECNUN
  • LOVE_IN_BLUE
  • OTHER COLORS
  • YAKBiRMAViMUM
  • MAVÎSİ EN GÜZEL

    bluepoison


    Bir Masmavi Yürek Titrek Titrek Yanar - Mavimum


    Hosted by Mavimum
    Hosted by Mavimum

    My Lovely Blue Rose



    DİNLEDİNMİ AŞKI?

    My Lovely Blue Hearts
    AŞKA DAİR NE VARSA...

    ÂŞKIN İLE YANARIM !

    ROMANCE OF BLUE CANDLE

    <

    I WILL LOVE YOU BABY ALWAYS

    ANGIE - Rolling Stones

    Joan Osborne - What If God Was One Of Us (Vanilla Sky)

    When I Need You - Celine Dion


    GUILTY





    ........HERŞEY AŞK İÇİN........

    ELBET BİRGÜN BULUŞACAĞIZ


    BEN BU AŞKA HAYRANIM !..

    I’m Blue Candle
    Gerçek Sevgi Nasıl Belli Olur?

    I’m Blue Candle
    Gülü koklamak için yanına gitmek
    külfetine katlanmak gerekir.
    "Külfetsiz nimet, dikensiz gül ve engelsiz yâr olmaz"
    demişlerdir.
    Bir nimet külfetsiz ele geçerse, kıymeti olmaz.
    Mirasyedi gibi harcarız, şükrünü düşünmeyiz.
    Gül isteyen âşık, dikenine de katlanmalıdır.

    I’m Blue Candle

    ....âh âşk !!....
    I’m Blue Candle


    Leylâ'nın uğruna deliren Mecnun'a,
    “Adın ne” diye soranlara,
    “Leylâ” der.
    ....
    “Leylâ ölmedi mi?” derler.
    “Ölmedi. Kalbimde...O...
    Ben Leylâ'yım” der.
    .....
    “Leylâ'nın evine doğru bak” derler.
    O da ,

    “Leylâ'nın evini gören yıldıza bakmak bana yeter” diyerek ağlar.

    I am Lover ....
    ...
    Gül, demişler bülbüle,
    ağlamış feryat ile.......


    I’m Blue Candle

    Yusuf aleyhisselâmdan sonra, Allaha âşık olan Hz. Züleyha, "Bugün Yusuf'u gördüm" diyen herkese bir kolye verir. Sevgisi uğruna, malını, mülkünü, güzelliğini, hatta 70 deve yükü mücevher feda eder.
    Hz. Yusuf ile evlenince, yanına gitmez. Hz. Yusuf sebebini sorunca,

    "Allah sevgisi bana yeter" der.
    Gülün kadrini ancak bülbül bilir.

    Âşıkların âhı gönlün yedi kat derinliğinden gelir ve bu mertebelerden geçerken her tarafı aydınlatır. Nihayet ağızdan çıktığı zaman yakıcı bîr hali vardır.

    That's ÂŞK
    Yusuf Peygamber bir gün Mısıra sultan olduktan sonra at üzerinde çarşıda gezerken ucu gümüş kaplı kamçısını yere düşürüyor.
    Yanındakiler attan inip kamçıyı yerden kaldırıncaya kadar eski firavunun karısı Züleyha dünyayı terketmiş vaziyette gezerken Yusufu görünce aşkı tazelenir. Yaklaşır ve yere düşen kamçıyı alır, sapını ağzına götürür “Huuh” der ve “buyurun sultanım” diyerek at üstündeki Yusuf'a uzatır.

    Yusuf Aleyhisselâm kamçıyı sapından tutunca eli yanar “uuf...” der ve diğer taraftan tutar.
    That's ÂŞK
    Züleyha :

    “Ne o sultanım, eliniz mi yandı. Ben o ateşi 20 yıldır içimde saklıyorum” der ağlamağa başlar. Ne çare ağlamaktan gözlerinde yaş da kalmamış. Biraz ıslaklık ve biraz da kırmızılık belirir.

    I’m Blue Candle

    Âşk, ahhh işte Âşk; böyle olmalıdır..!!!

    I’m Blue Candle



    BLUECANDLE


    Hosted by Mavimum
    Jini Kiss - A Love Story



    Hosted by Mavimum



    Hosted by Mavimum



    MUSIC BOX

    Choose Your Favorite Song

    ALL OF IS FOR YOU MYBLUECANDLE

    Bu Şarkılar Hep Seni Söyler Aşkım.... Love is BLUE değilmi ?

    blue_love_432.gif
    Ey Aşk Nerdesin !
    Aşkın bana sevinç veriyor!
    Sensiz kalmak Mavimumu söndürmez mi?















    SAY


    ANDA









    ...



    Kırık Mavi kalp...



    Hosted by Mavimum





    LEYLÂSI İÇİN....
    http://www.flamewordmaker.com - flame text
    Welcome to Blue Paradise of Blue Candle